Eski Sevgili Nasıl Pişman Edilir ?

Eski Sevgili Nasıl Pişman Edilir?

Not: Önce eski sevgiliyi pişman etmek ile alakalı enteresan bir hikaye anlatacağım; ardından da çok etkili taktik ve yöntemler ile madde madde "eski sevgili nasıl pişman edilir" sorusuna eğileceğim. Yazı içerisinde "hayat kurtaracak" fikirler bulabilirsin, dikkatli okumanı öneririm.

Bir "eski sevgili nasıl pişman edilir" hikayesi ile başlayalım yazıya, ardından da bu soruyu maddeler halinde incelemeye çalışalım:


“Eski Sevgiliyi Yeniden Kazanmak”
“Eski Sevgiliyi Yeniden Kazanmak”
Sırrını Öğrenin
ve
Kaybettiğiniz Mutluluğu
Yeniden Kazanın…

Eski Sevgiliyi Pişman Etme Hikayesi

Ali, askere gider ve vatan borcunu tamamlamaya çalışan her genç delikanlı gibi, tezkere alıp sevgilisine kavuşacağı günü iple çeker. Denilebilir ki Ali'nin hayata tutunmasına vesile olan şey, günün birinde sevgilisine yeniden kavuşacağına dair umudunu canlı tutmasıdır.

Nitekim aylar ayları kovalar ve Ali, yüze yüze son ayın kuyruğuna gelir. Bir ay sonra tezkere alıp terhis olacağını bilen Ali, artık yerinde duramaz; adeta sevinçten havalara uçar. (Hikayenin eski sevgili nasıl pişman edilir, sorusuyla ilgili kısmı da burada başlıyor işte.)

Fakat, tam da bu sevinçli günlerde, memleketinden bir mektup alan Ali, mektubu okumaya başlayınca sararıp solmaya, beti benzi atmaya başlar.

Arkadaşları, Ali'nin sevincini gölgeleyen bir durum olduğunu fark ederler; ama müdahale etmeyi de uygun bulmazlar.

Nitekim, birazdan Ali, onlara hüznünün sebebini açıklar: "Sevgilim, benden ayrılmak istiyor. Üstelik, bendeki fotoğrafını da geri istiyor."

Arkadaşları bu duruma çok üzülür; ancak elleri kolları bağlı olduğu için hiçbir şey yapamazlar.

Fakat Ali'nin aklına bir fikir gelir. (Bu fikir, eski sevgili nasıl pişman edilir, sorusunun cevabı mahiyetinde):

Ali, bütün arkadaşlarından, sevgililerinin fotoğraflarını ister, hepsi getirip sevgililerinin fotoğraflarını Ali'ye verirler.

Ali, bu fotoğrafları, sevgilisinin fotoğrafıyla birlikte bir zarfa yerleştirir. Ardından da şöyle bir mektup yazar sevgilisine:

"Canım benim, ayrılma konusunda bir sıkıntı yok; fakat fotoğrafını geri istemen beni zor durumda bıraktı. Çünkü hangi fotoğrafın sana ait olduğunu bir türlü çıkaramadım. Lütfen, zarfın içindeki fotoğraflardan sana ait olanı al, öbürlerini tekrar bana gönder."

Evet, bu kısa öykü, bir "eski sevgili nasıl pişman edilir" öyküsü idi ve Ali'nin intikamı üzerine kurulu idi. Böyle parlak bir fikir bulma olasılığın varsa sen de benzer bir şekilde eski sevgilinden intikam alıp onu pişman etmeye çalışabilirsin; ancak...

Ancak ben genel anlamda buna benzer bir yöntemin kullanılmaması gerektiğini düşünüyorum; çünkü benzer yöntemler uzun vadede eski sevgiliyi pişman etmeye değil, onu soğutup uzaklaştırmaya yol açar.

Peki öyleyse neden anlattın bu öyküyü?

Tabi ki yaratıcı bir zekanın neler yapabileceğini göstermek için.

Şimdi öyküyü bir tarafa bırakıp eski sevgili nasıl pişman edilir sorusunun maddelerine gelelim:

Bu maddeleri sıralarken yapılması gerekenlerle birlikte yapılmaması gerekenleri de bir arada vurgulamaya çalışacağım:

Eski Sevgili Nasıl Pişman Edilir 1. Madde


Öyküdeki "kıskandırma" yolu genellikle kullanılır. Ancak eski sevgiliyi pişman etmek istemenin altında yatan sebep onu geri kazanmak arzusu ise, bu yöntemi kullanma, derim.

Çünkü kıskandırma tekniği, eski sevgiliyi ilk etapta pişman edebilir ve onun "gördün mü, benden ayrılınca hemen kaptılar" demesine vesile olabilir. Fakat uzun vadede düşününce bu yol, eski sevgilinin nefretini ve hıncını körükleyerek seninle arasındaki mesafeyi açar. Bu mesafe, zamanla uçuruma döner.

Dolayısıyla, eski sevgili nasıl pişman edilir, diyenler ilkin kıskandırma tekniğini kullanmamalıdır bence.

Eski Sevgili Nasıl Pişman Edilir? 2. Madde

Ateşle ilgili harika bir benzetme var: İnsanlarla arandaki mesafe, ateş ile arandaki mesafeye benzemeli; zira fazla yaklaşınca yanarsın, fazla uzaklaşınca da donarsın.

Peki, bu benzemenin pişman etmek ile ne alakası var?

Şöyle ki: Her insan, eski sevgiliyi pişman etmek amacıyla onu yüz üstü bırakıp uzaklara gitmeyi ve ulaşılamayacak bir mekana gitmeyi aklından geçirir.

Bu düşüncenin altında, benden mahrum kalsın da aklı başına gelsin, düşüncesi yatar.

Fakat eğer, eski sevgili nasıl pişman edilir, diye bir soru soruyorsan sana bu yöntemi de kullanma derim; çünkü onun sana hiçbir şekilde ulaşamaması, teselliye muhtaç olan kalbini başka insanların kollarında avutması anlamına gelecektir.

Evet, eski sevgilin, seni bulamayınca kendini başka kişilerin sıcak dostluğu ile avutmaya çalışacaktır. Bu yüzden, fazla uzaklaşmak, ilişkinin tamamen donmasına yol açabilir. Yukarıda da belirttiğim gibi, eğer eski sevgilinin pişman olmasını geri dönmesi için istiyorsan, her zaman, ulaşılabilecek bir mesafede durmalısın. İstediği zaman sana ulaşabileceğini bilmeli yani.

Eski Sevgili Nasıl Pişman Edilir? 3. Madde


Dostum, sosyalleşmek ve güçlü olmak, sevgiliyi pişman etmenin en kestirme yoludur, diyebilirim.

Güçlü olmakla başlayalım:

Hiçbir insan, yeterince güçlü olan birinin birlikteliğinden vazgeçmez. Güç, hayatın denge noktasıdır. Buna maddi güç de dahil edilebilir; ancak bu güç, genellikle özgüvenden kaynağını alan "kişilik ve karakter gücü"dür.

Evet, herkes karakteri güçlü olan ve kendine güveni tam olan insanlarla beraber olmak ister. Bu yüzden, eski sevgilinin senden ayrılmasına pişman olmasını istiyorsan bundan böyle daha güçlü olmak zorundasın.

İyi de bir anda nasıl güçlü olacağım, dediğini duyar gibiyim.

Dostum, herkes içindeki potansiyel güçle doğar; fakat zamanla bu gücü yok eder. Bu bağlamda sen de içindeki potansiyel gücü yok edenlerden olabilirsin; fakat endişelenme. Çünkü eski sevgili nasıl pişman edilir, sorusuna yönelik olarak cevap verdiğim "güçlü ol" kavramı için çok fazla gayret sarf etmene gerek yok. Yapacağın şey çok basit:

Eski sevgiline muhtaç olmadığını ve onsuz da gayet güzel ve başı dik yaşayabileceğini ona kanıtlamalısın.

Evet, bu kadar basit. Ona: "Ben sana ihtiyaç hissetmeden de yaşayabilirim. Bir darbede yıkılacak kadar zayıf değilim." mesajını vererek yıkılmadığını ve güçlü bir karaktere sahip olduğunu bildirmelisin.

Bunun da "sensiz yapamıyorum, daralıyorum, bana geri dönmezsen kendimi öldürürüm, sensiz nefes alamıyorum" gibi sözlerle yapılamayacağını elbette ki bilirsin.

Öyleyse ona ihtiyacın olmadığını hissettirmek, güçlü olduğunu ve kendi ayaklarının üzerinde durabilecek bir yeterliliğe sahip olduğunu kanıtlamak anlamına gelir; bu da eski sevgiliyi pişman etmenin en kestirme yoludur zaten.

Sosyalleşmek ve çevreni genişletmek de bir "güç gösterisi" sayılır. Çünkü ancak güçlü olan insanlar çevre edinebilir.

Bu sebeple, eski sevgili nasıl pişman edilir, sorusunun bir cevabı da sosyalleşmektir, denilebilir.

Değerli okurum, biliyorum ki bu yazıda eski sevgili nasıl pişman edilir, diyenlerin aradığı cevapların hepsini aktaramadım; fakat en mühimlerini izah etmeye çalıştım.


Eğer bu sorunun bütün ayrıntılarıyla cevabını bulmak ve bir eylem planı oluşturarak onu pişman etmek istiyorsan şu siteye (tıkla) bakmanı önerebilirim.


 
Devamını Oku »

Yasaklanan Aşk Parfümleri

Aşk parfümlerinin Türkiyede satılması yasaklanıyor



Hala satışı internet üzerinden yapılmakta olan aşk parfümlerinin satışı yakında yasaklanıyor.

ferolle.com web sitesi üzerinden satılan aşk parfümlerinin kadınların üzerinde piskolajik ve fiziksel etkilerinden dolayı yasaklacagı söyleniyor.


Aşk parfümlerinin yanlış kullanımı..

Sağlık bakanlıgı onaylı parfümlerin kadınların üstünde cinsel haz uyandırdığı ve erkekler tarafından kandırılmaya yönelik kullanıldıgı söyleniyor, bu yönde bir çok kadın savcılıga suç duyurusunda bulundu.

Savcılık karar vericek...

Savcılılga yapılan yüzlerce şikayet olduğu söylenen ürünün avrupa ülkelerinde yasaklandığı biliniyor.Bir çok kadının üretiçi firmayı şikayet ettigi ve savcılıga suç duyurusunda bulunduğu parfüm için yapılan incelemerin sürdügü ögrenildi.

Amerikada Satmak değil kullanmak suç...

 Amerikada aşk parfümlerini satmak suç olmasada yanlış kullanım suç teşkil ediyor.Bu parfümü kullanarak kadınları etkiliyen erkekler şikayet edilirse hapis cezası uygulanıyor.

Aşk parfümü yüzünden tutuklananlar..


Sokakta yenı tanıştığı kızlarla öpüşerek çektigi videolarla 2 milyon takipçisi olan Amerikalı youtuber prankinvasion aşk parfümü kullandıgı için tutuklanarak 1 sene 8 ay hapis cezası aldı, para cezasına çevirerek kefaleti ödendikten sonra özgür bırakıldı.



Haber kaynagı : haberturk.com

Devamını Oku »

Aşk Hakkında Bilmeniz Gereken 18 Psikolojik Bulgu





Aşk, sadece bir günün değil, tüm hayatın konusu. Nasıl aşık olduğumuz ve birisinden nasıl etkilendiğimiz sıklıkla kafamızı meşgul eden ve cevabını bilmek istediğimiz sorulardandır. Bu yazıda aşk hakkında bilmeniz gereken 20 psikolojik bulguyu sizlerle paylaştık. Psikolojik araştırmalarla kanıtlanmış bu bulgular, hem aşka bakış açınızı, hem de aşk hayatınızı değiştirecek.

1. Tek eşli ilişkiler hayvanlar diyarında da var.

Her ne kadar kendimizi Dünya’daki tek  ‘tek-eşli’ canlılardan zannetsek de, kurtlar, kuğular, siyah akbabalar ve hatta beyaz karıncalar arasında bir tek-eşli çiftler bulunmakta.


2. Bir kişiyi beğenip beğenmediğimize sadece 4 dakika içinde karar veriyoruz.

Eğer birisini etkilemek istiyorsanız, sadece 4 dakikanız var. Psikolojik araştırmalar gösteriyor ki, ne söylediğinizden ziyade, sesinizin tonu, duruşunuz ve vücut diliniz bıraktığınız ilk izlenimde önemli.


3. Birbirini seven iki kişi, birbirilerinin gözlerinin içine baktığında, kalp atışları senkronize oluyor.


Bir psikolojik araştırma gösteriyor ki, birbirlerine aşık olduğunu belirten çiftler, birbirlerinin gözlerine en az 3 dakika bakınca, kalp atışları senkronize oluyor.

4. Aşık olmanın, bünye üzerinde kokain kullanmaya benzer etkileri var.


Araştırmalar gösteriyor ki, birisi aşık olunca beyinde 12 bölgede aşırı mutluluk salgılayan kimyasallar harekete geçiyor. Bu da bir doz kokain almaya benziyor.



5. Sevdiğimiz biriyle kucaklaşmak vücudumuzda doğal ağrı kesiciler salgılamamıza neden oluyor.


Oksitosin, bir diğer adıyla ‘aşk hormonu’ biriyle kucaklaştığımızda veya birine sarıldığımızda yoğun bir biçimde salgılanıyor. Oksitosin, beyinde, ve de erkeklerin ve kadınların cinsel organlarında salgılanıyor. Birçok araştırmacı oksitosinin sevdiğimiz kişiye bağlanma sürecini pekiştirdiğini öne sürüyor. Araştırmalar, bir doz oksitosinin baş ağrısını önemli derecede azalttığını, hatta 4 saat içinde tamamiyle yok ettiğini gösteriyor. Hatta araştırmacılar, ağrılarımız için ilaçlara ve haplara koşmadan önce, sevdiğimiz birine sarılmamızı öneriyor.



6. Sevdiğimiz kişinin sadece fotoğrafına bakmak bile, ağrılarımızı yatıştırabiliyor.


Araştırmalar, sevdiği kişilerle birlikte yaşayan insanların hastalıklardan daha hızlı biçimde kurtulduğunu zaten gösteriyordu. Hastanelerde yapılan en son araştırmalar, sevdiği insanlar yanında olmasa bile onların fotoğraflarına bakan hastaların, ağrılı süreçler sırasında daha çabuk yatışabildiklerini gösteriyor.

7. Çekicilikte birbirine yakın çiftler, birlikte olmaya daha yatkın.


Psikoloji ve sosyal alanlardaki araştırmalar gösteriyor ki, insanların romantik ilişkilerinde seçtiği kişilerde genelde belli bir patern var. Araştırmacılar, bu paternin sadece görsel değil, aynı zamanda sosyal bir çekiciliğe bağlı olduğunu söylüyorlar. Yani kişiler genelde, sadece kendi tipleriyle değil, kendi sosyal becerileriyle uyumlu eşleri tercih ediyorlar.

8. Kişilikleri birbirine çok benzeyen çiftler çok uzun süre birlikte olamıyorlar.


Zıtlar birbirini çeker. Aşk üzerine yapılan psikolojik araştırmalar da gösteriyor ki, birbirine çok benzer karaktere sahip kişiler, çok uzun süre birlikte olamıyorlar. Kişiler arasında benzerlikler olmalı, ancak ilişkileri süresince yapıcı bir şekilde birbirlerinden birşeyler öğrenecek kadar farklı da olmalılar.

9. Kalp kırıklığı sadece bir deyim değil.


Araştırmalar gösteriyor ki, ayrılık, boşanma, ve sevilen birinin kaybedilmesi gibi yoğun ve travmatize edici olaylar, kişinin kalbinin çevresinde yoğun ağrılara yol açabiliyor. Bu yoğun ağrılar kalp kaslarının zayıflamasına da sebep olabiliyor. Bilimde buna ‘kalp kırıklığı sendromu’ deniyor. Hızlı kalp atışı ve nefes alamama gibi semptomlarla gözlemlenen bu durumdan, kadınlar daha çok etkileniyor. Sıklıkla kalp krizi ile karıştırılabiliyor.

10. Romantik aşk sonunda bitiyor… Ama kendini adamış aşk ile devam ediyor.


İlişkilerinin başında olan çiftleri bir sene sonra gördüğünüzde oldukça şaşırabilirsiniz. Başta birbiriyle kuğu gibi olan çiftleri yanınızda tartışırken, birbirine alttan alttan laf geçirirken görmek “Ne oldu bunların harika aşkına?” diye isyan ettirebilir. Araştırmalar gösteriyor ki, romantik aşkın belirtileri olan, terli el, kalp çarpıntısı, aşırı mutluluk hali, karnınızda uçuşan kelebekler ve diğer kişiye aşırı ihtiyaç duyma gibi belirtiler 1 sene sonra bitiyor. Geriye ne kalıyor peki? Eğer çiftler romantik aşkın geçişini yumuşak bir biçimde yapabilirlerse, ‘kendilerini adamış aşk’a geçiyorlar. Bu aşkı yaşayan çiftlerin vücutlarında nörotrofin adlı bir protein artıyor.

11. Aşık olan kişilerin salgıladığı kimyasal, obsesif-kompülsif bozukluğu olan kişilerin salgıladığı kimyasallara benziyor.


Araştırmalar gösteriyor ki, bir kişi aşık olduğunda ilk evrede vücudundaki serotonin seviyesi düşük , kortizol seviyesi ise yüksek oluyor. Dolayısıyla kişiler çok çabuk duygu durumu değişebilen ve çabuk sinirlenebilen bir halde oluyorlar. Bu, obsesif-kompülsif bozukluğu olan kişilerin durumuna çok benzer. Bu yüzdendir ki aşık olduğumuzda, aşık olduğumuz kişiye karşı aşırı takıntılı davranabiliyoruz.

12. Aşk ve cinsellik hakkında düşünmek, önce yaratıcılığı, sonra ise somut düşünceyi pozitif etkiliyor.


Aşk hakkında düşünmek, soyutluğa dayalı olduğu için (uzun dönemli birliktelik, adanmışlık, yakınlık, bağlılık gibi değerler) yaratıcılığı etkilerken, cinsellik somut detaylara dayandığı için somut düşünme kabiliyetini, detaylara dikkati pozitif etkiliyor.

13. Bağlılık + Şefkatlilik + Özel Samimiyet = Mükemmel Aşk


Aşkın üçgensel teorisi farklı aşk tipleri için, farklı formüller sunuyor. Örneğin, romantik aşk = tutku + özel samimiyet değişkenlerinden; destekçi aşk = şefkatlilik + bağlılık ve yüzeysel aşk = tutku + bağlılık değişkenlerinden oluşuyor. Eksiksiz aşk ise, bu faktörlerin hepsini içinde barındırıyor.

14. Uzun dönemli ilişkilerde, çekici bir yüz, çekici bir vücuda tercih ediliyor.


Kısa dönemli ilişkilerde insanlar çekici bir vücudu çekici bir yüze yeğleyebilirken, uzun dönemli ilişkilerde tersi olabiliyor.

15. Sevdiğiniz insanlara karşı duyduğunuz minnettarlık, hemen mutluluğunuzu artırıyor.


 16. ‘Karındaki kelebekler’ deyimindeki hisler gerçek, ve adrenalinden kaynaklanıyor.

Birisine aşık olduğunuzda karnınızı ağrıtan ve içini karıştıran o kelebekleri bilirsiniz… Savaş ya da kaç tepkisini vermemize sebep olan adrenalin fazla salgılandığında, kalbimizde kelebekleri hissederiz. Çünkü birine aşık olduğumuzda ona yakın mı dursak, yoksa ondan kaçsak mı bilemeyiz…

17. İrileşmiş göz bebekleri birinden hoşlandığınızın belirtisidir ve sizi de daha çekici gösterir.

18. Aşk gerçekten en önemli şey.


Harvard’da gerçekleştirilen 75 senelik bir araştırmanın bulguları şunu gösteriyor: Katılanların hayattan tatmini ve mutluluğu aşk veya aşkı arama ile ilgili hikayeler üzerinden anlatılıyor.

Öyleyse, sahip olduğunuz ve aradığınız aşkı bırakmamanız dileğiyle…
Devamını Oku »

Aşkı bulmanın 12 yolu




Bazılarımız aşk yüzünden umutsuzlaşır, karamsarlaşır, güvensizleşir. Bazılarımızsa aşkı bulmakta gerçekten iyidir. Kendilerini mutlu edecek eşleri bulur, ilişkilerini taze tutar ve zamanın testinden başarıyla geçer. Onlar aşkın kurallarını biliyorlar. Peki bunu nasıl başarıyorlar? Yazar Richard Templar aşkı bulmanın yollarını Optimist Yayınları tarafından satışa sunulan ‘Aşkın Kuralları’nda anlatıyor. İşte kitaptan sizin için derlediğimiz 12 altın kural...


Kural 1: Kendiniz olun Gerçekten hoşumuza giden biriyle tanıştığımızda, kendimizden yepyeni biri yaratmak ya da o kişinin aradığı kişi olmaya çalışmak isteriz. İstesek gerçekten derin görünebilir, güçlü, gizemli bir havaya bürünebiliriz. Ama tüm yaşamımızı uydurma bir kişiliğin ardına gizlenerek geçirmek ve ‘mış’ gibi görünmeye çalışmak bizi yorar. Çözüldüğümüzde ise onun hayalkırıklığıyla bizden uzaklaşmasına neden oluruz. Yani siz siz olun kaybetmek pahasına dahi olsa ona olduğunuz gibi görünün. Belki bu halinizi daha bile çok sevecektir?

Kural 2: Yeni bir ilişkiye yara bereyle başlamayın Eğer son ilişkiniz sizi duygusal açıdan yıprattıysa, yeni bir aşka yelken açmadan önce bu zararı onarın. Aksi halde karşınızdaki kişiye gerçek yüzünüzü gösteremeyeceğiniz gibi dikkatiniz hala kendi üzerinizde olacağı için ona odaklanamazsınız. En iyisi siz yaralarınız iyileşirken yeni bir aşk yerine aileniz ve dostlarınıza bol bol zaman ayırın.

Kural 3: Yalnız kalma korkunuzu yenin Birçok kadın sırf yalnız kalmamak için ilişkiden ilişkiye savrulup gidiyor. Oysa yalnız kalma korkusuyla yüzleşip sadece doğru olduğunu hissettiğiniz ilişkilere şans vermek hem gereksiz deneyimlerle yıpranmanızı, hem de kendinize saygınızın azalmasını önler. Bir ilişki sizi mutsuz ediyorsa ona son verip yalnız kalmak her zaman daha iyidir.

Kural 4: Doğru adamı tanımak Templar, çoğu kadının birini ilk gördüğünde içgüdüsel olarak onun doğru kişi olup olmadığını anladığını söylüyor. Ancak istisnalar da yok değil. Öte yandan birinin doğru kişi olup olmadığını kişi ancak düğün gününde algılayabiliyor. Yazar, boşanmış birçok arkadaşının düğün günü doğru yapıp yapmadığından şüphe duyduğunu söylüyor.

Kural 5: Güldüren adamı seçin Templar’a göre kadınları en çok onları güldüren adamlar mutlu ediyor.

Kural 6: Hatalarınızdan ders alın Sürekli uyuşmadığınız karakterlere rastlıyorsanız bunda sizin de payınız olabilir. Bu nedenle yola kiminle çıktığınıza daha objektif gözlerle bakın! Yoksa başarısız ilişkiler zincirine bir ömür boyu tutsak olabilirsiniz. Kural 7: Onu değiştirmeye çalışmayın Onu ya olduğu gibi kabul edin ya da yol yakınken yol verin, gitsin. İnsanları sorumsuz ya da futbol delisi olmaktan, işkoliklik ya da utangaçlıktan caydıramazsınız.

Kural 8: İlişkiler seksle ilgili değil İyi seks harika bir şeydir. Ve başlangıçta bile arada cinsel bir çekim yoksa, o ilişkinin pek fazla şansı olmaz. Fakat en iyi ilişkiler bir ömür boyu sürer ve libidonuz bu kadar uzun ömürlü olmayabilir. Eğer ilişkiniz sadece seks üzerine kuruluysa, daha sonraları çocuklarla, para meseleleriyle, yaşlanan ebeveynlerle, kariyer sorunlarıyla baş etmeniz gerektiğinde kendinizi çok zor bir durumda bulabilirsiniz. İlişki için en önemli şey seksten çok, iyi günde kötü günde onu sağlam tutacak bir harcın olması.

Kural 9: Kendinizi özel hissetiriyor mu? Herkes çok iyi bir sevgili olamaz. Sevgiliniz hele de ilişkinin ilk aylarında size çiçek almayı çabucak bıraktı ve neredeyse sizi hiç aramaz hale geldiyse kendinize eziyet etmeyin, gönderin gitsin.

Kural 10: Oyun oynamayın Güven yoksa ilişki de yoktur. Siz siz olun partnerinizle oyun oynamayın. “Bakalım ben yokken başka kadınlara asılacak mı” deyip yanına bir arkadaşınızı göndermeyin. Doğumgününüzü unuttu mu unutmadı mı kontrol etmeye çalışmayın. Baktınız, unutacak gibi, yakın bir zamanda doğumgününüzü hatırlatın. Çünkü kendine oyun oynandığını fark eden erkek ilişkiden soğuyabiliyor.

Kural 11: Duygularınızla yüzleşin Onunla harika vakit geçiriyorsunuz; ortak ilgi alanlarınız var, size dinliyor ve güldürüyor. Üstelik sizi sevdiğinden eminsiniz. Ancak siz çabalamanıza rağmen onu sevemiyorsunuz. O zaman ona ve kendinize karşı acımasız olun ve bir iyilik yapıp ilişkiyi sonlandırın.

Kural 12: Ortak amaçlar Onun aradığınız kişi olduğunu düşünüyorsunuz ve her şey yolunda. Ya da en azından öyle görünüyor. Peki onun gelecek planlarını yeterince biliyor musunuz? Templar, evlenip çocuk sahibi olduktan sonra eşinin güneyde yaşamak istediğini öğrenen bir arkadaşının öyküsünü paylaşıyor. Böyle sürprizler yaşamadan detaylıca konuşmakta fayda var.

Devamını Oku »

Mysterious story





This happened to a friend of mine - she told me about it a year or so ago. We'll call her Minji.

Minji is in her late 20s, and works as an English tutor in South Korea. One evening, a few years ago, she was tutoring a high school boy. They were up studying pretty late, and the buses stopped running. Being a long way from his house, the boy asked if he could crash on her floor overnight and get the first bus the next morning.

Minji was very reluctant, because inviting a teenage male student to stay the night didn't sound like a great idea, but he was begging her and eventually she relented. They went back to her one room apartment, and she got into the bed, while he laid a blanket out on the floor, and they both fell asleep.

A few hours later, at maybe 2am, the boy wakes Minji up. "I'm really hungry", he says, "let's go get some food". Minji opens her eyes and looks up at him in disbelief. "Food? Now? It's 2am, go back to bed." But the student insists, "no, I'm so hungry, let's eat something now." She tells him that there's some ramen in the kitchen, and he can fix himself some. This doesn't satisfy him - he doesn't want ramen, there's a 24 hour place just down the road, let's go there.

Eventually, after several minutes of persuasion, the boy gets Minji to come with him to the restaurant. They leave the apartment and head out. As soon as they're on the street, the boy turns to Minji, and says "I'm not hungry. I woke up in the middle of the night, and looked under your bed. There's a man sleeping there."

They call the police, and discover that a homeless man had been living in Minji's apartment, sleeping under her bed, for over 2 months. The boy only saw him because he was lying on her floor, so had a clear view under the bed.

The police arrested the man, and thankfully there were no other issues, but that's by far the creepiest thing that's ever happened to anyone I know.
Devamını Oku »

Kadınları Etkilemenin Yolları – Kadınları Anlamak İsteyen Erkekler Buyursun



kadınları etkilemenin yolları

Kadınları etkilemek sandığınız kadar zor değildir beyler. Yeterki size uygun ve çabalarınızın karşılığında size değer verecek, sizi önemseyecek olan “doğru kadını” seçmiş olun. İşte bir kaç adımda seçtiğiniz doğru kadını etkilemenin yolları. Kadınları anlamak istiyourm, kadınlar ne ister sorusunu kendinize sık sık soruyorsanız okuyun. Ama baştan söylemesi eğer seçtiğiniz kişi sizin için uygun biri değilse bu taktikler pekte işinize yaramayabilir.

Kadınları Etkilemenin Yolları

Basit ve bilindik (ve artık demode olan) etkileme yolları

1-Ona kaliteli çiçekçilerden çiçek alın

2-En kaliteli markalardan yurt dışından parfüm alın ya da getirtin

3-Sürpriz ve çok şaşıracağı bir hediye alın

4-Onun için bolca para harcayın

5-Doğum günü, yıldönümü hediyelerine zaman harcayın

6-Yeni arabanızı kullanmasına izin verin

Biraz daha makul ölçekli etkilemenin yolları

1-Akıllı olun

2-Onu akıllı hissettirin

3-Zerafetle kaybedin, kaybetmek bazen daha sempatik ve sevimlidir bunu unutmayın

4-Arkadaş canlısı olmasından hoşlanın

5-Hasta olduğunda onunla ilgilenin, okşayın, öpün

6-Geç kalacağınız zaman telefon edin, mümkünse hiç geç kalmayın hatta önce giden siz olun

7-Asla surat asmayın

8-Eski ilişkileriniz konusu açıldığında kıllandırmayın ama şüphesini çekecek kadar da ketum davranmayın

9-Her zaman dürüst olmaya çalışın, çok işe yarar

10-O’nun işiyle gerçekten ilgilenin ve O’nu takdir edin -O’nun sizi takdir ettiği gibi

11-Daha önceki konuşmalarda ne söylediğini mutlaka ama mutlaka hatırlayın

12-Gardrobunuzu budamasına ve stilinizi değiştirmeye çalışmasına izin verin

13-Kendi gömleklerinizi kendiniz ütüleyin

14-Temizliğin herşey demek olduğunu bilin, asla ter ve soğan, sarımsak kokmayın, yağlı saçlarla gezmeyin

15-İç çamaşırında moda yaratmaya kalkışmayın, kuşlu, kedili ya da kalpli boxer-slip giymeyin

16-Özel günlerde özel giyinin, O’nu da özel hissettirin

Kesinlikle yapmayın

1-Evdeki mobilyaları patiskalar, danteller vs. ile kaplama isteğini hoş görün

2-Sekreterinizi sakın sevgilinize hediye almak için görevlendirmeyin

3-Beraber restauranta gittiğinizde sakın masanın üzerindeki bez peçeteyle burnunuzu silmeyin

4-Koltuk altlarınızı karıştırıp, kaşımayın

5-Eve gelirken yolda çiçek satan çingenelerden ya da 5.sınıf çiçekçilerden özensiz bir buket almayın, bu O’nu değersiz hissettirir

6-Yemek yerken ağzınızı şapırdatmayın

7-Eski sevgilinizin olduğu yerlere gitmeyin, hele beraber asla

8-Kolayı kutudan içmeyin

9-Orta yerde burun karıştırmayın, sümkürmeyin ve burnunuzu çekmeyin

10-Kadınların doğal görevleri olduğu için ütü yapmaktan, cam silmekten ya da bulaşık yıkamaktan hoşlandığı fikrine kapılmayın

11-Eğer siz başlatmışsanız kavgayı kaybedin, o başlatmışsa yine kaybedin. Kavga çabucak bitecektir

12-Size taşındığında onu rahatsız edecek davranışlardan kaçının, kız arkadaş ve eski sevgililerle görüşmek konusunda sıkı bir kısıtlamaya gidin

Etkilemek için ne söylemeli

1-Yalan söylemeyin

2-Vücudu, saçı, gözü vs. güzel değilse bile güzel olduğunu söyleyin

3-Asla ne yapması gerektiğini söylemeyin, işgüzarlıktan kimse hoşlanmaz hele kadınlar asla!

4-Ne zaman öpülmek ve sevilmek istediğini anlayın

5-Çıplak olduğunda vücudunu övün

6-Giyinik olduğunda da vücudunu övün

7-Eğlenceli olun, şakalar yapın. Kriz anlarında ortamı yumuşatmaya çalışın

8-Güzel koktuğunu söyleyin

9-Onunla olmadığınız zamanlarda da onu düşündüğünüzü söyleyin

Evde etkileyin

1-Banyoyu toparlayarak ve kuru olarak bırakın

2-Yüz havlularına terinizi ve poponuzu silmeyin

3-Onun için yemek yapın, sofrayı kurarken O’na yardımcı olun

4-Yatağa kahvaltı servisi arada bir de olsa ne gönüller fetheder

5-Ne içtiğini bilin ve bir daha ki sefere evinize geldiğinde o içecekten bulundurun

6-Onunla olmak için erkek arkadaşlarınızla yaptığınız bir programı ekin, hoşlanmadığı erkek arkadaşlarınızla muhabbetinizi asgari seviyeye indirin

7-Çarşafları değiştirin, odanızı temiz tutun

Dışarıya çıktığınızda etkileyin

1-Garsonlara nasıl davranacağınızı bilin

2-Beraber gideceğiniz filmin seçimini ona bırakın

3-Sonra da bu filmde niye ağladığını anlamaya çalışın, anlamasanız da O’na sarılarak teselli verin

4-Toplum içinde O’na karşı sevecen ve ilgili davranın, asla özellikle insanlar arasında kalbini kırmayın, gururunu incitmeyin O’na özel ve eşsiz muamelesi yapın (çok önemlidir bu)

5-Dışarıda geçireceğiniz bütün bir geceyi organize edin, O’na değer verdiğinizi anlasın

6-Arkadaşlarıyla iyi anlaşın, ailesine karşı nezaketli ve ilgili davranın

7-Yemekten ve kaliteden anlayın
Devamını Oku »

Cinli Ev


Birgün, işten eve geldiğimde annemi ağlarken gördüm. "Hayırdır anne, ne oldu?" dedim. Bana, "Kardeşin... Kardeşine bak, delirdi sanki..." diye korku dolu gözlerle bakınca yerimden fırlayıp kardeşimin bulundugu odaya girdim. Bana tuhaf gelen hiçbir şey fark etmedim. "Ahmet, birşey mi var kardeşim?" dedim. Bana, "Hayır abi, gayet iyiyim." dedi. Ben de fazla üstüne gitmek istemedim.

Ertesi gün yine eve geldiğimde, merdivenleri çıkarken sanki bizim evin kapısı uzaklaşıyormuş gibi tuaf bir korkuya kapıldım. Tam ne oluyor diye düşünürken, annemin çığlığını duydum. Hızlı adımlarla evin kapısına ulaştım. Elimi cebime atıp anahtarlarımı bulmaya çalıştım.
Birden içerden annemin hıçkırığının dışında, hırıltılı ama insana ait olamayacak bir ses duydum. Bunu duyunca, evde biri acaba anneme mi saldırıyor diye düşünüp eve hışınla girdim. Annem ve küçük kardeşim, holde bana bakıyorlardı. "Anne, ne oldu?" dedim. "Yine Ahmet çıldırdı. Küçük kardeşin Füsun'la bana saldırdı." Çok sinirlenmiştim. Ya annem bana yalan söylüyor, yada kardeşim delirdi diye düşünmeye başladım. Annemin suratına tekrar baktığımda, korku dolu gözlerle yine karşılaştım. Füsun da çok korkmuştu; ama hala şaka yapılıyor sanmıştı. (Füsun 5 yaşında)

Sinirlenmiştim. Tam hızla Ahmet'in bulundugu odaya girecekken, Ahmet birden kapıda belirdi. (İnanırmısınız, ufak kardeşimden ilk defa ürkmüştüm.) Bana bakıyordu sanki düşmanca. Sonra arkasını dönüp odasına girdi. Peşinden gidip "Ahmet!" dediğimde tekrar bana bakıp, "Beni rahat bırak abiiiiiiii!" diye bağırdı. Sinirlenmiştim. "Seni öldürürüm oğlum! Babam, az sonra gelecek. Ya anlatırsın herşeyi yada çok fena olacak. Babama anneme saldırdığını söylerim." "Tamam abi ama bana biraz zaman ver. Sana herşeyi anlatacağım." dedi. İlk defa kardeşimin bana yalan söyledigini hissettim.

O gece, herkes yatmıştı. Ben de kardeşimi izlemeye başladım. Odasına gittim, baktım uyuyordu. Tam arkamı dönmüştüm ki, sanki içimden bir ses, "Kardeşin sana bakıyor!" dedi ve aniden döndüm; ama bakmıyordu. Sonra, "Lan oglum, manyak mısın!" dedim kendi kendime. O gece yattım ama ne yatış! Sabaha kadar uyuyamadım. Sanki gözümü kapatınca Ahmet yanımda... Acıyorum. "Yok arkadaş, bu böyle olmuyacak." dedim. "En iyisi mi, yarın tüm günümü kardeşime ayırayım, onu sesizce takip edeyim." dedim.

Sabah olmustu. Ben, erken kalktığım için, anneme, "Ben, saat 10 gibi dönerim." deyip çıktım. Ahmet de uyanmıştı. Bana candan yakın olan kardeşim, şimdi çok uzaktı. Yanıma bile gelmedi. Tam çıkarken, "Gece iyi uyudun mu?" dedi. irkilmiştim. Ona bakmadan hemen çıktım ve kahveye gittim.

Saat 10'a gelince eve hızlı adımlarla vardım. Sessizce mutfağa girdim; çünkü ordan kardeşimin odası gözüküyordu. Beni görmesin diye, daha önceden mutfağın perdelerini sıkı sıkı örtmüştüm. Sadece minik bir delik kalacak şekilde bırakıp, odayı tamamen görür bir haldeydi. Kardeşim, odadaydı ve tek başına kanepeye oturmuş, dizlerini ovuyordu. Sonra birden durdu. Benim de kanım sanki cekiliyor gibi hissetmeye başladım. Sonra birden göz göze geldik. Aman Allah'ım! Minicik delikten baktığımı hissetmişti.

Çıldıracak gibi oldum. Hızlıca odasına girdim. Gözüm dönmüştü. "Lan noluyor!" dedim, hiç tepkime yok! Ona dokununca, kaskatı oldugunu hissettim. Anneme, "Anne, koş!" dediğim anda, elimi öyle bir tuttu ki kırılıyor sandım. Sonra hırıltılı bir sesle, "Seni öldüreceğim!" dedi ve yere düştü. Sallanıyordu yada titreme gibi birşeydi. Sesi değişmişti. Çıglık mıydı yoksa hırıltı mı, anlayamamıştım.

Annem, koşa koşa içeri girdi. "Ahmet, oglum! Ahmet'im!" Ben, donmuş gibiydim. Sanki ayakta öylece kalmıştım. Annem bana, "Oğlum, tut! Kendine zarar verecek!" diye bağırdıgında kendime geldim. Annemle bile tutamıyorduk sanki kardeşimi. Sonra birden kaskatı durdu. Sanki kilitlenmiş gibiydi. Kafası geriye düşmüş, gözü simsiyaha dönüşmüş gibiydi. Sanki, parmakları dönmüş, kırılmış gibi duruyorlardı. Bir noktaya bakıyordu.

Annem, "Dokunma!" dedi ve dua okumaya başladı. O arada bir defter fark ettim. Elime aldım. İçini açınca değişik bir yazı stili ile birşeyler yazılı olduğunu gördüm. Sonra, insana ait olamayacak bir sesle Ahmet bana birden, "Sakın dokunma!" diye bağırdı. Defter, elimden düştü. Korkmuştum. Bana saldıracak sandım. Nefes alıp verişi değişmişti. Bana bakıyordu. Gözlerinin beyazlığını fark edemiyordum.
Sonra kafasını sağa sola savurmaya ve garip ses yada cığlıkla, "Abi niye baktın, abi niye baktın!" diye habire birşeyler söylüyordu. Birden kaskatı kesildi. Kolunu yavaşca kaldırdı. İşaret parmagı ile pencereyi gösterdi. Sonra bana bakarak, "Geliyor, geliyor!" diye ağlamaya başladı. "Ne geliyor, neeeeeeeeeee!" diye bağırdım.

Annem, durmadan sureler okuyordu. Birden, "Allahu ekber, Allahu ekber!" diye hoca ezan okuyunca, kardeşim iyice çıldırdı. Sara kırizine benzer gibi yere düşdü. Sarsılıyordu. Hoca, her "Allahu ekber!"deyişinde kardeşim cığlık atıyordu. Ve bayıldı.
Annemle ben, şok içindeydik. "Ne yapabiliriz, ne!" diye düşünmeye başladık. "Babama söyliyelim." dedim. Annem, "Onun inancı yok ki, inanmaz!" "Anne, inanmıyor da bu ne! Hadi göstersin doktorluğunu!" dedim. Çıldıracağım!

Sonra kardeşim, "Abi, abi..." demeye başladı. "Ahmet'im, canım kardeşim! Ne oluyor sana? Ne olur söyle!" "Abi, ben yatakta değil miydim? Ne işim var burda? Bana ne olmuş ki???" dedi. "Hatırlamıyor musun?" dedim, "Hayır." dedi. "Abi, annem niye ağlıyor, niye abi?" dedi. O sırada kapı sesi duyuldu. Babam gelmişti.

"Anne, babama herşeyi anlatalım. Saklama!" O gece babamla konuşmaya karar verdik. Tuhaf olan şey, Ahmet hiçbir zaman babamın yanında garip olmuyordu. Gayet normaldi. O gece, babam viskisini yudumluyor, hasta raporlarını inceliyordu. Kapıya vurdum, yanına girdim. "Ne oldu Murat?" dedi. Babama, "Ahmet..." dedim. Ama bir kere nefes alıp verdim. (Babamla sakin konuşmak istiyordum. Yaşım 25 olmasına rağmen, hala ondan çekiniyordum.)
Babama, "Seninle birşey konuşmak istiyorum." dedim. O, "Şimdi olmaz. Önemli bir ameliyatım var ertesi gün. Raporları incelemem gerek!" dedi; ama ben anlatmaya kararlıydım. "Ahmet..." dedim.
"Lütfen baba, sadece dinle. Çok önemli..." deyince, "Tamam, ama kısa tut!" dedi. Babam, sakindi. Bugünki tüm olanı biteni anlattım. Beni sakince dinledi. Sonra birden, "Hadi ordan, ben öyle şeylere inanmam! Tamam, bu kadar yeter! Çık dışarı, çalışmam gerek!" dedi.
Çok sinirlenmiştim. Tam kapıya yönelmiştim ki, Ahmet'in odasından korkunç bir çığlık yükseldi. Evin ışıkları gidip gidip geliyordu. Ürkünçtü. Ev, sanki kolonlardan çatırdıyordu. Dönüp babama baktım. "Buyur baba, hadi açıkla bu olayı." dedim. "Kötü bir rüya görmüştür." dedi. Sonra Ahmet'in odasına yöneldik. Babama, "Peki ışıklar niye gidip geldi?" dedim. Bana,"Bu kadar salak olma. 21. yüzyılda yaşıyoruz." dedi.

Ahmet'in odasına yaklaştıgımızda, acık olan kapı birden kapandı ve içerden kilitlendi. Babam, "Neler oluyor böyle!" dedi. Sonra kardeşimin çığlıkları odadan yükselmeye başladı. Babamı ilk defa paniklemiş gördüm. Bana, "Kapıyı kır!" dedi. "Kır şu kapıyı, ne bakıyorsun!" Kapıyı kırdım.

İçeri girdiğimizde, Ahmet duvarın köşesine geçmiş, sırtı bize dönük oturuyordu. Hırltılı hırıltılı, "Sizi öldürecem, sizi öldürecem!" diyordu. Annem de gelmişti. Kadıncağız, sesli olarak sureler okumaya başladı. Babam, "Ne yapıyorsun sen!" dedi. Ahmet, sureleri duydukça cığlık atıyordu. Sonra sırtının üstüne yere düştü. Ağzından köpükler geliyordu. Babam, "Sara krizi geçiriyor." diye yanına gitti. Ben, Ahmet'i tutmaya çalışıyordum. Krizi geçmişti. Uyandı. "Baba, abi... Ne oluyor? Ne işim var benim yerde!" diye ağlamaya başladı. Babam bana, "Sen, bu gece kardeşinle yat. Yarın, bie psikoloğa gösteririz." dedi. Babama, "Baba, bu piskoloktan öte!" dedim. Bana, "Konuşma, ne o zaman söyle!" dedi. Onunla tartışmaya giremezdim.
Herkes odadan cıktı. "Ahmetim, canım kardeşim. Ne oluyor sana!" "Abi, bana birşey mi oluyor?" dedi. Unutmuş gibiydi. "Tamam, birşey yok." dedim; ama unuttugunu sanmıyordum. "Hadi gel, yatalım." dedim. Kardeşimi koynuma alarak yattık ve konuşmaya başladık. Ben, ona, "Hani bana herşeyi anlatacaktın." deyince, "Abi, sana herşeyi söylemek isterim; ama söylersem beni öldüreceklerini söylediler." "Kim onlar, kim?" dedim. "Lütfen abi, beni zorlama!" dedi. Yatmadan önce okulda ögrendigim duayı okudum. "Ah!" dedim. "Neden daha önce annemi dinleyip Kur'an ögrenmedim ki!" diye içimden geçirdim.

Kardeşim, uyumuştu; bense hala düşünüyordum. Bir ara gözümü kapattım. Odada sanki hafif bir rüzgâr estiğini hissettim. Korkuya kapılıp hemen sağa sola dikkat kesildim. Kardeşimin yere düştügünde işaret etigi pencere tarafına baktım. "Acaba açık mıydı?" diye. Açık değildi.

Odada sağı solu inceleye inceleye, aklıma güzel şeyler getirmeye calışarak ve yine sağa sola bakarak tam uyuyacaktım ki bir şey dikkatimi çekti. Kardeşimin duvarda bir resmi vardı. Güzel bir resim... Hep bir noktaya bakıyor gibi durur, yani yatarken gözlerine bakıyor gibi gözükmez; ama sanki beni izliyor gibiydi. Rahatsız olmuştum. Kalktım, resmi kaldırdım. Tekrar kardeşimin yanına yatarak bildigim duayı daha çok tekrar tekrar okudum.

Oda sessizdi. Gözümü kapadım. Sonra kapının açıldığını hissettim. Yine dikkat kesildim. Kapı yönüne baktım. Kapı, gercekten açıktı. Sonra yine dua okumaya basladım. Korkmuyacaktım; çünkü gücü kudreti sonsuz olana (Allah'a) sıgınmıştım. İnancım, o gece doruk noktasındaydı. İçimden bir şey, "Sakın korkma!" diyordu.
Sonra gözümü yumdum. Ayak tarafımda bir ağırlık hissettim. Sanki yatağa biri çıkmıştı. Yavaş yavaş göğsüme doğru çıkıyordu.Ama korkmuyacaktım. Sonra bedenimi sıkıştırdığını hissettim. Gözümü açtım ama kafamı çeviremiyordum.

Birden, "Senden değil, seni Yaratan'dan korkarım." dedim. Bunu deyince ağırlık sanki iyice arttı. İçimden, "Lütfen anne gel, lütfen anne gel!" diye ağlamaya basladım. Evet, içimden ağlıyordum. Sonra kapı açıldı. Ağırlık kayboldu. Kafamı kaldırdım ki annem. "Anne, anne! İyi ki geldin." dedim. Annemde ise hiç ses yok. "Anne," dedim. "Oğlum, sen istersen odana geç. Ben, kardeşinle kalırım." dedi. "Yok, ben kalırım." dedim. "Oglum," dedi. "Hemen kalk!" Şöyle bir anneme baktım; ama aman Allah'ım! "Annem olamazsın sen! Nesin sen? Kimsin sen?" Ses çıkarmadı. Öylece bakıyordu. Ayakları tersti. Dua okumaya başladım. Sonra nasıl oldu anlamadım, bir şekilde kayboldu.

Kardeşimi o gece yanlız bırakmamam gerektiğini anlamıştım. Ne yapmam gerektiğini düşünürken uyuya kalmışım. Çok ilginçti. Rüyamda, uzun karanlık bir koridorda yürüyorumdum. Sonra önümde Ahmet'in olduğunu fark ettim. Ona doğru koştukça, o uzaklasıyordu. "Ahmet, dur! Ahmet, dur kardeşim!" diye bagırıyordum. O, "Abi, yardım et abiiiiiiiiiiiii!" diye birden kayboldu. Ben, daha hızlı koşmaya basladım. Yetişemiyecegimi anlayınca durdum. İçimden bir şey, "Geriye dön!" diyordu. "Geriye dön..." Nefes nefese idim. Dönünce Ahmet birden boğazıma sarıldı. Sıkıyordu. Resmen boğuluyordum.
Gözlerimi açtığımda Ahmet'in beni boğuyor olduğunu ve annemin beni hıçkırıklar içinde kurtarmaya çalıştığını fark edince, Ahmet'i üstümden attım. Bana bakarak gülüyordu. "Seni boğacağımı söyledim, seni boğacağımı söyledim!" diye gülüyordu.

Duvara doğru dönerek duvarı tırnakları ile kazımaya başladı. Bunu görünce üstüne atladım. Anneme, "Onu yatağa bağlayalım." dedim. Annem'le kardeşimi yatağa bağladık. Kardeşim, iyice çıldırdı. Bana, "Pis homo, pis homo! Sakın hocayı getirme, sakın! Yoksa seni bec......im!" diyordu. Nerden anlamıştı hocayı?

Babam, sabah erken gitmişti işe. Saat 7:00 gibi ameliyata girecekti. Gitmeden anneme, "Ahmet'i hastaneye getir. Onu psikoloğa gösterelim." demiş. Anneme, "Ben şimdi geliyorum." diye evden çıktım. Bir hoca bulacaktım. Arkadaşımın tavsiyesi ile bir hoca buldum. Ona her şeyi anlattım ve bizim eve getirdim. Beraber merdivenleri cıkarken, hoca dua okumaya basladı.

Annem, bizim geldiğimizi gördüğü için kapıyı açık bırakmıştı. Biz kapıya yanaşınca, kapı birden kapandı. Annem, kapıyı tekrar açtı. Ben, içeri girdim; hoca ise girmedi. Bana bakarak, "Ben, ilk etapta giremem." dedi. "Neden?" diye sordugumda, "Bu ev, hiç hayırlı değil. Size burayı kim ve ne zaman sattı?" "Ne alakası var!" dedim. "Size burayı satan kişinin başına da aynı olaylar gelmişti." "Peki sen nerden biliyorsun?" dedim. "Satan şahıs, çok ucuza sattı." ve hiç bir şey demedi.
Bana, "Beni sana kim önerdi?" dedi. "Arkadaşım Dursun." dedim. "O zaman ara Dursun'u!" "Niye ki?" dedim. "Sen, ara Dursun'u!" Aradım. "Ya Dursun, bugün yanına ugradım ya," "Alo, evet dinliyorum seni..." "Bana bir hoca bul diye." Dursun, birden telefonda gülmeye başladı. Bana, "Sen içtin mi?" diye sordu. "Hayır, ne alakası var! Şimdi dedim ya!" "Arkadaşım, beni geçen sen memleketime ugurlamadın mı?" deyince şok geçirdim yani. "Sen hala gelmedin mi? Evet, o zaman ben kimle konuştum?" derken, "Ooooo, hadi işim var. Bitince ararım." deyip suratıma kapattı telefonu.

"Neler oluyor?" diye düşünürken, hoca hızla kardeşimin bulundugu odaya girdi. Ben, donakalmıştım. "Sen... Sen kimsin o zaman!" diyebilmişim sadece. Hoca girince kardeşim, "Sen, sen! Seni tanıyorum!" diye korkunç bir çığlık attı. Hoca, kardeşime, "Yaradan Rabb'in adına! O, insanı bir kan pıhtısından yarattı. Seni zavallı!" dedi ve sureler okumaya başladı.

Ben, hâlâ neler olduğunu çözememiştim. Bu şahıs, kimdi? Sonra kardeşimle konuşmaya başladı. "Bu insanları rahat bırak!" dedi. Kardeşim, "Abi, abi! Çıkar onu odadan!" diye ağlamaya başladı. Ben, hala telefonun şokunu yaşıyordum. Sonra bu şahıs, bana, "Hadi kardeşini sıkı tut!" dedi. Annemi de çağırdı; ama tutmadan önce abdest almamızı istedi. Aldık. Yani annemin bana gösterdiği şekilde. Sonra kardeşimin yanına gittik. Hoca, baş ucunda Kur'an okumaya başladı. Bize, "Hadi, şimdi tutun!" deyince, annemle ben hemen tuttuk. Kardeşim, çığlık atıyordu. Gözleri, siyahla kan kırmızısı şeklinde değişip duruyordu.

Sonra yatağı sallanmaya başladı. Odadaki gardrop kapakları açılıp kapanıyordu. Mutfaktan tabak kırılma sesleri geliyordu. Lambalar açılıp kapanırken, bizim bulundugumuz odadaki lamba ise patladı. Sonra ani bi sessizlik oldu. Kardeşim, bayılmıştı. "Bitti mi?" dedim, hoca olarak getirdiğim şahısa dönerek. "Hayır, burada kaldığınız sürece hiç bitmez." dedi.

"Sizden önce, burda bir aile yaşardı. Çok güzel bir aileydi. Sonra küçük oğullarında paranormal bir durum meydana geldi. Başlangıcında, oğulları gece su içmeye kalkmış. Koridorda yürürken, şu an bulunduğumuz odanın kapısı acılmış. O zaman, bu odayı sadece misafirler için kullanırlarmış. Çocuk, kim açtı diye içeri girdiğinde, kapı birden kapanmış ve çocuğun içerden çığlığı yükselmiş." "Ve sonra?" dedigimde, "Tamam, bu kadar. Sonrası sondu zaten." dedi.

Bana, "Sen, Kur'an bilir misin?" "Hayır!" dedim. "Ya sen teyze?" dedi. Annem, "Biraz..." dedi. Bana dönerek, "Niye öğrenmedin?" dedi. Cevap veremedim. "Hayır ve şerrin Allah'tan geldiğini biliyor musun?" dedi. "Evet." dedim. "Babanın inancı nasıl?" diye sorunca yine cevap veremedim. Bana, "İşte, sizin zayıf halkanız bu!" dedi. "Burdan üç gün içinde taşının, yoksa ailenizden biri zarar görecek." dedi. "Ne! Taşınmak mı! Babama bunu nasıl kabul ettiririm?" diyince, "Bu, beni ilgilendirmez." dedi. Kapıya doğru yöneldi. Gidiyordu. Sonra bana dış kapıdan bakarak, "Hani su içmeye giden çoçuk vardı ya..." Hiçbir şey diyemedim. Sadece, "Evet?" şeklinde kafamı salladım. "O, bendim." deyip hızla uzaklaştı.Hızlıca ayağa kalktım. Kapıya koştum. Daha sorularım bitmemişti. Ama o çoktan gitmişti.

O gün hoca öyle diyince, annemle, "Artık bu evde kalamayız." diye konuştuk. Kardeşim de kendine gelmişti babamı zor bela ikna ettik. Hem de tam da üçüncü günde. (burda, babamın başına bişey geldi ve şimdi dini bütün bir insan oldu) Ve o evden taşındık.
Aradan üç yıl geçmişti. Birgün, o mahalleye işim düşmüştü. gittiğimde, "Eve de bakayım." dedim. Kocaman bir bahçesi vardı. Ev, üç katlıydı. Babam, orayı bir mütahite vermişti. Yıkılsın, evler yapılsın diye; ama mütahitin yıkım işlerinde hep aksilikler olmuş. İşcilerden biri, aklını kaçırmış, biri de ağır yaralanmıştı. Mütahit de yıkamıyacagını anlayınca, o ev öylece kaderine terk edilmişti.

Bahçe kapısına kilit vurmuşlardı ve "İçeri girmek tehlikeli ve yasaktır!" diye bir tabela asılıydı. Evin bahcesine bakarak geçerken, evin kapısının aralandıgını gördüm. Ev, sanki beni cagırıyordu. Arkama bakmadan dönüp gittim ve bir daha o mahalleye, hatta o evin bir mil yakınına bile yaklaşmadım.  
Devamını Oku »

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR !

KATEGORİLER